42. HAFTA sohbet KONUSU: ISI iyi TAGĦHA VE NİYET İHLÂS ILE YAPMAK

16 EKİM 2009 VE SOHBETİ
ISI iyi HER VE NİYET İHLÂS ILE YAPMAK
Âyetler
{وما أمروا إلا ليعبدوا الله مخلصين له الدين حنفاء ويقيموا الصلاة ويؤتوا الزكاة وذلك دين القيمة}
- 1 "Onlara sadece su emredilmişti. Bâtıl dinleri bırakarak yalnız Allah'a yönelip Ona itaat etsinler, namazı kılsınlar, versinler zekâtı. Işte doğru DIN budur. "Beyyine sûresi (98), 5
{قل إن تخفوا ما في صدوركم أو تبدوه يعلمه الله}.
3 "De ki, gönlünüzdeki duyguları saklasanız da, açıklasanız da Allah hepsini bilir." Al-i Imran sûresi (3), 29
1.HADIS
«إنما الأعمال بالنيات, وإنما لكل امرئ ما نوى, فمن كانت هجرته إلى الله ورسوله فهجرته إلى الله ورسوله, ومن كانت هجرته لدنيا يصيبها, أو امرأة ينكحها فهجرته إلى ما هاجر إليه»
Mü'minlerin Emiri UER Hafs Ömer ibni Hattâb radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu ve aleyhi sellem "i şöyle buyururken dinledim, dedi:
"Yapılan Isler niyetlere göredir. Herkes yaptığı ISIN karşılığını niyetine gøre alır. Kimin niyeti ve Allah'a Resûlü'ne varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da ve Allah'a Resûlü'ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği Bir dünyalığa veya evleneceği Bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği Seye göredir.
ACIKLAMALAR
Bu hadîs-i şerîfin söylenmesine şöyle Bir olayın sebep olduğu anlatılır:
Sahâbîlerden biri, Ümmü kays adlı Bir hanımla evlenmek Ister. Fakat o günlerde Ümmü kays Medine'ye hicret etmeyi düşünmektedir. Kendisiyle evlenmek isteyen sahâbîye, niyeti ciddî ISE Medine'ye hicret ve etmeyi ORADA evlenmeyi teklif eder. Mekke'deki kurulu düzenini terketmeyi henüz düşünmeyen o Sahabi Ümmü Kays'la evlenmek arzusuyla Medine'ye hicret etmek zorunda kalır. Bu durumu bilen sahâbîler, Ümmü Kays'ın muhâciri anlamında "Muhâciru Ümmü kays" diye takıldıkları o zâtın, hicret sevabı kazanıp kazanmadığını tartışmaya başlarlar. Işte o zaman Peygamber Efendimiz, bu hadîs-i şerîfle meseleye açıklık getirerek herkesin niyetine gøre sevap kazanacağını belirtir.
Ahmed İbni Hanbel, UER Dâvûd, Tirmizi, gibi Buyuk âlimler, bu hadisle, İslâmiyet'in UCTE birini anlamanın mümkün olduğunu söylemişlerdir.
Imam Şâfiî, bu hadisin yetmiş ayrı konuyla ilgisi bulunduğunu, bu sebeple de onu DIN ilminin yarısı saymak gerektiğini belirtmiştir.
Imam Buhari ISE, kitap yazanlara Bir nasihatte bulunarak, eserlerine bu hadisle başlamalarını tavsiye etmiştir.
Işte bizlerde bu nasihatlere uyarak, VE Byk SYK derslerimize amellerin niyetlere gøre olduğunu anlatan Hadis-i Şerifle başlamak istedik.
Şimdi niyetin ne olduğunu görelim:
Niyet, Bir isi Allah rızâsı için yapmayı kalbden geçirmektir.
Bir huwa ya kalble, ya Dille veya diğer organlarla yapılır.
- Kalbimizle yaptığımız Isler, düşüncelerimizdir ve niyet.
- Dilimizle yaptıklarımız konuşmalarımızdır.
- Organlarımızla yaptığımız Isler ve de davranışlarımızdır fiil.
Ve Sözler davranışlar çoğu zaman niyete bağlı olduğu için, iyi niyet Bazán başlı başına Bir ibadet olur.
Ameller Yani yapılan Isler niyete gøre Deger kazanır sözü, çoğu zaman organlarımızla yaptığımız Isleri kapsar. Yoldaki Bir Tasi, insanlara Zarar vermesin ve düşüncesiyle sevap kazanmak ümidiyle kaldırıp atmak Bir ibadet sayılır. Birinin Malini meşrû olmayan yollardan elde etmeye karar vermişken, Allah korkusuyla bu düşünceden vazgeçmek de aynı şekilde sevap kazanmaya Vesile olur.
Kalbden Gecen düşünceler, iyi niyete dayandığı zaman Allah katında Deger kazanır. Bu esnada Kalbin ve uyanık şuurlu olması gerekir.
Dil Bir Seye niyet ederken Kalb bu düşünceye katılmazsa, niyet makbul olmaz. Hadîs-i şerîfte anlatıldığı üzere Allah-ü Teala bizim şeklimize, kalıbımıza Degil, kalblerimize bakar, niyetlerimize Deger verir.
Abdullah İbni Ömer'in oğlu Salim, halife Ömer İbni Abdülazîz'e yazdığı mektupta şöyle demişti:
"Sunu iyi biljun ki, Allah Teâlâ'nın yardımı Kuluna, kulun niyeti kadardır. Kimin tam niyeti olursa, Allah'ın yardımı Ona da tam olur. Niyeti kadar ne azalırsa, yardımı Allah'ın da o kadar azalır. "
Iyi niyete dayanmayan, sadece gösteriş için yapılan ve ibadetlerin güzel davranışların Allah katında hiçbir değeri bulunmadığını Peygamber Efendimiz ibretli Bir misâlle ortaya koymuştur. Bu hadîs-i şerîfe gøre kıyamet gününde ilk Defa Bir şehid hakkında hüküm verilecek. Allah Teala Ona ne yaptığını sorduğunda:
- Senin uğrunda çarpıştım, şehid edildim, diyecek. Fakat Cenâb-ı Hak Ona:
- Yalan söyledin. Sana cesur adam desinler diye çarpıştın, ve buyuracak o adam yüz üstü sürüklenerek cehenneme atılacak.
Daha sonra ilim öğrenip öğreten ve Kur'an okuyan Bir kimse getirilecek. Ona da ne yaptığı sorulacak.
- Ilmi öğrendim ve öğrettim. Senin rızânı kazanmak için Kur'an okudum, diyecek. Allah Teala Ona:
- Yalan söyledin. Ilmi, sana alim desinler diye öğrendin. Kur'an'ı ISE, güzel okuyor desinler diye okudun. Nitekim öyle de denildi, buyuracak. O adam da yüz üstü sürüklenerek cehenneme atılacak.
Hadîs-i şerîfin devamında zengin Bir kimsenin huzura getirileceği, onun da Malini Allah rızası için harcadığını söyleyeceği, Ona, "cömert adam" desinler diye Malini sarfettiği ve söyleneceği diğerleri gibi onun da cehenneme atılacağı belirtilmektedir.
Bu niyet hadisinden şöyle Bir sonuç çıkmaktadır da:
Aslında ibadet olmayan bazi Isler, iyi niyetle yapıldığı takdirde ibadete dönüşebilir. Meselâ yemek yiyen kimse, bu gıdalardan elde edeceği kuvvetle ibadet edeceğini düşünürse, yemek yerken bili sevap kazanmış olur. Normali ticaretini yapan kimse, işini en iyi şekilde yaparak insanlara hizmet etmeyi, onları aldatmamayı düşünürse, keffa para keffa de sevap kazanabilir.
"Kim âhiret kazancını istiyorsa, onun kazancını çoğaltırız. Dünya kazancını isteyene de dünyalık veririz; ama onun âhirette Bir nasibi olmaz "[Sura sûresi (42), 20].
Hadisten Öğrendiklerimiz:
1. Yapılan işlerden sevap kazanabilmek için o işlere iyi niyetle başlamak gerekir.
2. Niyetin kalben yapılması önemli olduğu için, bunu ayrıca Dille söylemek değildir SART.
3. Allah rızası gözetilmeden yapılan işlerden sevap kazanılamaz.
4. Insan göründüğü gibi olmalı, dünyevî Bir çıkar için dini kullanmamalıdır.
5. İhlâs, niyet sağlamlığı demektir.
-----------------------
2.Hadis
«إن الله لا ينظر إلى أجسامكم, ولا إلى صوركم, ولكن ينظر إلى قلوبكم وأعمالكم»
UER Hüreyre Abdurrahman İbni Sahr radıyallahu anh "den rivayet edildiğine gøre Resûlullah sallallahu ve aleyhi sellem şöyle buyurdu:
- "Allah Teala sizin bedenlerinize ve yüzlerinize Degil, kalblerinize bakar."
Açıklamalar
İnsanlar genellikle dis görünüşe ONEM verirler. Guzel ve yakışıklı olanlarla varlıklı kimseler toplumda daha Buyuk itibar görürler. Ve Çirkin Fakir olanlara pek Deger verilmez. Bu ölçüler ruh ve Gonul dünyasını tanımayan sig ve sathi kimselerin Deger ölçüleridir.
Allah Teala ISE insanların davranışlarını iyi ve kötü olarak değerlendirirken ne beden güzelliğine, ne ħażin de varlığına bakar; çünkü bunlar gelip geçici Deger ölçüleridir. Önemli olan ruh güzelliği ve Gonul zenginliği dir. Daha da önemlisi bu ruh güzelliği Ile Gonul zenginliğinin iyi HAL, güzel davranış ve samimi ibadetler olarak disa yansımasıdır. İnsanlara iyilik yapma heyecanıyla, Allah'a kulluk edebilme aşkıyla yaşamaktır. Kalıcı olan, insanın gerçek değerini ortaya çıkaran işte bu meziyetleridir
"Allah Teala sizin ve yüzlerinize mallarınıza Degil, kalblerinize ve amellerinize bakar" (Musulmani, Birr 34).
Bir AYET-i kerîmede Allah Teâlâ'nın Maddi görüntülere Deger vermediği, insanda mânevî güzellik aradığı şöyle ifade edilmiştir:
"Sizi yanımızda değerli kılacak olan ne mallarınız, ne de evlatlarınızdır. Ancak iman edip güzel ve hayırlı Isler yapanların başkadır durumu. Onlara yaptıklarının kat kat fazlasıyla mükâfat verilecektir "[Sebe" sûresi (34), 37].
Resul-i Ekrem Efendimiz'in, Kendi Mubarek göğsüne, daha doğrusu kalbine işaret ederek UC Defa: "Takvâ işte şuradadır" (Musulmani, Birr 32; Tirmizi, Birr 18) buyurması, insanın gerçek değerinin ihlâslı Bir kalbe sahip olmasıyla anlaşılacağını göstermektedir.
Peygamber Efendimiz Kalbin önemini şöyle belirtir:
"Sunu iyi bilin ki, insan vücudunda Küçük Bir et parçası vardır. Eger bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur; bozulursa, bütün vücut bozulur. Işte bu et parçası kalbdir "
Hadisten Öğrendiklerimiz
1. Allah Teala ve ibadetleri güzel davranışları değerlendirirken samimiyet derecesini, ihlâs ve iyi niyeti ASE alır.
2. Kalb, Allah'ın çok Deger verdiği, devamlı surette bakıp KONTROL ettiği Bir merkezdir. Bu sebeple onu kötü duygulardan arındırmak, dinin tavsiye ettiği güzel ve hal davranışlara sahip kılmak gerekir.
3. İbadetleri ve makbul değerli kılan kalbdir. Bu sebeple kalbi öncelikle kin ve haset gibi mânevî ve ictimâî hastalıklardan arındırmalı, mükemmel hale getirmeye çalışmalıdır.
IGMG GENÇLİK TEŞKİLATLARI EĞİTİM BAŞKANLIĞI
Tags: Amel , AYET , Ev Sohbeti , TG , Hadis , IGMG , IJB , Kalp , Niyet , Salih , Toplanti
Abgelegt fil Ilim , Sohbetler



















































